Top 10 similar words or synonyms for sakarlıklar

soygunlar    0.800047

söyleşiyi    0.773838

taksicilik    0.765003

çaprazlamalarda    0.764685

rençberlik    0.713400

tercümanlığını    0.708641

işportacılık    0.708537

şoförlüğünü    0.702592

müezzinlik    0.701258

lokomotifini    0.697508

Top 30 analogous words or synonyms for sakarlıklar

Article Example
Şaban Oğlu Şaban Askerde kumandanı Hüsamettin'i sürekli yaralayan ve türlü sakarlıklar yapan Şaban ile askerlikten sonra bir eğlence yerinde birlikte çalgıcılık yaptığı asker arkadaşı Ramazan, çalıştıkları yerde kanto yapan Nigar'a aşık olurlar. Sivil hayatta bir polis olan Hüsamettin ve teşkilatının aylardır yakalayamadığı Kadırgalı Eşref'i tesadüfen yakalayıp Hüsamettin'in kayınpederi olan Nazır Paşa'nın gizli polisi olurlar. Nazır Paşa onlara kızkardeşinin kaybolan elmasını bulma görevi verecektir.
Tatlı Budala Film Hollywood'da tutunmaya çalışan önemsiz bir Hint aktörün (Peter Sellers) yaptığı sakarlıklar sonunda setten kovulurken, bir yanlışlık sonucunda isminin ünlü bir yapımcının vereceği partinin davet listesine yazılması ile başlar. Kazara davet edildiği partiye katılan aktörün partide nasıl bir tahribat yaratacağını tahmin etmek güç değildir.
Tatlı Budala Önemsiz bir Hint aktör olan Hrundi V. Bakshi (Peter Sellers) yaptığı sakarlıklar sonucunda figüran olarak rol aldığı bir filmi mahveder ve setten kovulur. İsmi üst yönetime bildirilirken yanlışlıkla ünlülerin davetli olduğu görkemli bir Hollywood partisinin davet listesine yazılır. Hem İngilizcesinin çok yeterli olmayışı, hem de sakarlığı partinin altını üstüne getirmesine yetecektir.
Canning Randy Marshall ise işte sıkıntılıdır. Randy adında bir çalışan çok sakarlıklar yapmaktadır. Barney Marshall'a onu kovmasını söyler. Marshall ise bunu hayal bile edemez. Patronu gibi acımasız olmak istemiyordur. Bir gün Randy Marshall'ı öyle kızdırır ki onu kovmak zorunda kalır. Marshall sonradan çok vicdan azabı çeker. Fakat Randy'nin keyfi yerindedir. O aldığı tazminat parasıyla kendi işini kurmaya hazırlanırken Marshall patronuyla konuşur ve Randy'i yine işe çağırır. Randy kendini yeniden kovdurmaya çalışır.
One A.M. Charlie, geç vakitte eve gelen bir sarhoştur. Evin anahtarını bulamayınca içeriye pencereden girer. Eve girdiği andan itibaren tüm yapmak istediği birkaç yudum daha içki içtikten sonra odasına gidip uyumaktır. Fakat sarhoşluğunun verdiği sakarlıklar ve hayaller nedeniyle bunları yapabilmek için, doldurulmuş hayvanlar, sürekli kayan halılarla dolu bu evle savaşması gerekecektir. Uzun çabaların sonunda içkisini içip sürekli düştüğü merdivenleri aşsa da yatak odasıne gidebilmek için ikinci kattaki kendisine sürekli çarpan saatle uğraşmak zorunda kalır. En sonunda yatak odasına ulaştığında, açılır kapanır otomatik yatağı ile uzun süren mücadelesinde defalarca yatak tarafından sıkıştırılır ve son noktada buna dayanamayan yatak parçalanır. Charlie de banyo küvetinde uyumaya karar verir.
Bay Hulot'nun Tatili Filmlerinin çoğunda yaptığı gibi "Bay Hulot'nun Tatili"nde de Tati hem filmini yönetmiş, hem başrolde oynamış, hem de senaryoyu yazıp yapımcılığını üstlenmişti. Yönetmenin ikinci uzun metrajlı filmi olan "Bay Hulot'nun Tatili", aynı zamanda onun adeta "alter egosu" olan ""Bay Hulot""nun ilk kez ortaya çıktığı film olmuştur. Ağzında piposu, elinde şemsiyesi, dar paça pantolonu ve buruşuk şapkasıyla tuhaf yürüyüşlü, hiç konuşmayan bu Şarlovari romantik karakter gözüktüğü diğer filmlerde de olduğu gibi modernleşmenin getirdiği yabancılaşmayı eleştirip bu değişime adeta Don Kişot gibi direnirken, geleneksel ahlâk değerlerini derin bir saflıkla savunur. Bu eskiye bağlı kendi halindeki naif karakter tüm iyi niyetiyle etrafına yardımcı olmaya çalışırken türlü sakarlıklar yapar. Diyalogların çok az iştildiği filmde güldürücü ögeler sessiz sinema dönemi filmlerin tarzını andırır.
Amcam Uzun boyu, ağzından hiç eksik etmediği piposu, elinden düşürmediği şemsiyesi, sürekli giydiği fötr şapkası ve eski buruşuk trençkotu, ip gibi olmuş kravatı, ayakkabılarının bir karış üstünde sona eren dar paçalı pantolonu ile ayrıksı bir görüntü veren Mösyö Hulot (Jacques Tati) şapşal yürüyüşlü, kalender bir adamdır. Bu eski kafalı, hafiften kaçık adam aslında saf, iyi niyetli ve içtendir. Naif yapısı ve insancıl kişiliğiyle çevresine yardım etmeye çalışırken birçok sakarlıklar yapar. Kendi halinde bir yaşamı olan bu sempatik adam etrafındaki yapmacık dünyaya bir çocuğun saf gözleriyle bakarken sanayileşmenin getirdiği düzensiz değişime karşı direnir, geçmişin değerlerini korumaya çalışır. Bir işi olmayan Bay Hulot Paris'in henüz modernleşmenin uğramadığı, insanların sıcak komşuluk ilişkileri içerisinde geçen yüzyıldaki gibi bir yaşantı sürdürdüğü eski kalabalık semtlerinden birinde, harap ama sevimli bir evin çatı katında yaşar. Hayatın daha yavaş ilerlediği bu mahallede renkler adeta yüzyılın başındaki "Autochrome" fotoğraflardaki gibidir. Hulot'nun mütevazi yaşantısının bir parçası da VéloSoleX marka motorlu bisikletidir.
Trafik (film, 1971) Bu filmde de yine Tati'nin birçok filminde gözüken ünlü başkarakteri "Bay Hulot" vardır. Uzun boylu ve şapşal yürüyüşlü Bay Hulot üstünden hiç çıkarmadığı trençkotu, fötr şapkası, ayak bileklerinin üzerinde kalan dar paça pantolonu, şemsiyesi ve piposu ile çevresinden farklı bir tiptir. Eksantrik bir karakter olan Hulot eski kafalı, saf, hafif kaçık ama iyi niyetli ve içtendir. Naif yapısı, hümanist kişiliği ve çevresine yardım etmeye çalışırken yaptığı sakarlıklar bazen Charles Chaplin'i bazen de Buster Keaton'ı anımsatır. Bay Hulot diğer Tati filmlerinde olduğu gibi Trafic'te de geleneksel ahlak değerlerinin oluşturduğu yaşam tarzı ile tüketim toplumunun ortaya çıkardığı kargaşa ve koşuşturma arasındaki çelişkiyi vurgular. Makineleşmenin getirdiği yabancılaşmaya dikkati çekerken bireyle makineleşmiş toplum arasındaki çatışmayı ön plana çıkararak hicveder. Bunu yaparken de çok yalın bir anlatıma başvurur. Bu açıdan film bir bakıma Charles Chaplin'in 1936 tarihli Asri Zamanlar ("Modern Times", 1936) filmini andırır. "Trafic" Jacques Tati'nin "Bay Hulot" olarak gözüktüğü son filmidir. Bundan sonra bir film daha yapıp hayata veda edecektir.
Bay Hulot'nun Tatili "Bay Hulot'nun Tatili", Jacques Tati'nin yaratmış olduğu ve perdede hep kendisi canlandırdığı için onunla özdeşleşmiş olan olan ""Bay Hulot"" karakterinin ilk kez ortaya çıktığı film olmuştur. Tati önceki filmlerinde benzer kişilikleri canlandırmış olsa da bu 'nevi şahsına münhasır' karakter adıyla sanıyla ilk kez 1953 tarihli "Bay Hulot'nun Tatili" filminde görülmüştür. Tati, sıradan basit insanı simgeleyen ""Bay Hulot"" için "Hulot'yu ben yaratmadım. Onu her yerde görebilirsiniz" demişti. Uzun boyu, ağzından düşürmediği piposu, elinde şemsiyesi (bu filmde olta takımları, bazen tenis raketi), çoraplarını dışarıda bırakan dar paça pantolonu (bazen eski trençkotu), ip gibi kravatı ve buruşuk bez şapkasıyla, sarsak yürüyüşlü bu adam zararsız, iyi niyetli ve yardımseverdir. Çevresine yardımcı olmaya çalışırken sürekli sakarlıklar yapar, etrafında küçük çapta kargaşaya neden olur. Bu kırıp dökmeler aslında modernleşmeye, değişime karşı olan bir tür direnmedir. Bu nostaljik kişilik çağdaş dünyanın mekanikleşmesi, teknolojinin gündelik hayata egemen olması karşısında geçmişin değerlerini korumaya çalışır. Bu karakter birkaç anlamsız sözcük dışında hiç konuşmaz. Modern bir palyaço olan Hulot sadece jest ve mimikleriyle sahnededir. Ama filmde ses efektleri bolca kullanılır. Bir de sürekli tekrarlayan caz tarzındaki tema müziği "Quel temps fait-il à Paris" ("Türkçe: "Paris'te Havalar Nasıl?""). Bu parçanın bestesi Alain Romans'a aittir.