Top 10 similar words or synonyms for crustacea

invertabrae    0.866738

mollusca    0.861026

leporidae    0.851600

reptilia    0.849847

amphibia    0.847732

actinopterygii    0.837348

sturnidae    0.835137

coleoptera    0.832537

kolyoz    0.831518

freyhof    0.830662

Top 30 analogous words or synonyms for crustacea

Article Example
Kabuklular Kabuklular (Crustacea), Eklembacaklılar şubesinin ait bir altşubedir.
Duyarga Eklembacaklılar içinde iki çift (dört tek) duyarga taşıyan tek grup kabuklular (Crustacea) alt şubesidir.
Cyclopidae Oldukça saldırgan yırtıcı canlılardır. Protozoa, Rotifera ve diğer küçük kabuklu (Crustacea) hayvanlarla beslenirler.
Eklem bacaklılar Eklem bacaklılar şubesinin altı bacaklılar (Hexapoda), çok bacaklılar (Myriapoda), kabuklular (Crustacea) ve soyu tükenmiş trilobitler (Trilobitomorpha) alt şubelerinde görülen, duyu organı olarak gelişmiş hareketli baş uzantısı olan duyargalar, diğer alt şubesi olan ve akrep, kene ve örümceklerin yer aldığı keliserliler (Chelicerata) alt şubesinde yoktur. Kabuklularda iki çift, diğer gruplarda bir çift duyarga bulunur.
Duyarga Duyarga ya da anten (Lat. "Antenna" [sg] / "Antennae" [pl]), eklem bacaklılar (Arthropoda) şubesinin altı bacaklılar (Hexapoda), çok bacaklılar (Myriapoda), kabuklular (Crustacea) ve soyu tükenmiş trilobitler (Trilobitomorpha) alt şubelerinde görülen duyu organı olarak gelişmiş hareketli baş uzantısıdır. Eklembacaklıların diğer alt şubesi olan ve akrep, kene ve örümceklerin yer aldığı keliserliler (Chelicerata) alt şubesinde duyarga bulunmaz.
Mikroorganizma Ekstremofiller çoğunlukla tek hücreli olup ekstrem koşullarda yaşama gereksinim duyan ve bu koşullarda optimum olarak gelişen organizmalara denir. Ekstremofiller karasal mezofilik organizmaların büyümeleri ve üremeleri için gerekli optimal koşullardan çok farklı olan ekstrem çevrelerde gelişirler.Çoğu ekstremofiller(ekstrem koşulları seven) mikroorganizmalardır.Archaea domaini ekstremofillerin geniş dağılımlı olduğu bir domain olarak bilinmesine karşın, ekstremofiller hem bakterilerin hem de archaeaların içinde sayısız ve farklı genetik hatlarda yer almaktadır.Archaea ve ekstremofil terimleri ara sıra kendi içerisinde yer değiştirmesine karşın, pek çok mezofilik archaeaların ve pek çok ekstremofilik bakterilerin olduğu bilinmektedir. Yine, tüm ekstremofiller tek hücreli değildir.Çok hücrelilere örnek olarak ekstremofilik metazoalardan "Pompeii kurdu" ,"psikrofilik"(soğukta yaşamı seven) "Grylloblattodea"("böcek"), artartik kabuklular("crustacea")ve "Tardigrade"(mikroskobik canlı) verilebilir.
Ekstremofil Ekstremofiller çoğunlukla tek hücreli olup ekstrem koşullarda yaşama gereksinim duyan ve bu koşullarda optimum olarak gelişen organizmalara denir. Ekstremofiller karasal mezofilik organizmaların büyümeleri ve üremeleri için gerekli optimal koşullardan çok farklı olan ekstrem çevrelerde gelişirler. Çoğu ekstremofiller(ekstrem koşulları seven) mikroorganizmalardır. Archaea domaini ekstremofillerin geniş dağılımlı olduğu bir domain olarak bilinmesine karşın, ekstremofiller hem bakterilerin hem de archaeaların içinde sayısız ve farklı genetik hatlarda yer almaktadır. Archaea ve ekstremofil terimleri ara sıra kendi içerisinde yer değiştirmesine karşın, pek çok mezofilik archaeaların ve pek çok ekstremofilik bakterilerin olduğu bilinmektedir. Yine, tüm ekstremofiller tek hücreli değildir. Çok hücrelilere örnek olarak ekstremofilik metazoalardan "Pompeii kurdu", "psikrofilik" (soğukta yaşamı seven) "Grylloblattodea" ("böcek") ve artartik kabuklular ("crustacea") verilebilir.
Hexanchus griseus Hexanchus griseus; altı solungaçlı köpek balığı, boz camgöz gibi de adlandırılabilir. Boyları 5 metre kadardır. 8 metre olanlarına da rastlanılmıştır. Baş kısadır. Burun kısa ve geniştir ve gözlerde başa göre küçüktür. Sırt koyu kahve rengi ya da koyu gri ve karın kısmı kirli beyazdır. Yandan bakılınca pektoral yüzgecinin hemen sol üstünde sağlı sollu 6 çift solungaç yarıklarının bulunması bu türün en önemli özelliğidir. Bu özelliğinden dolayı Hexanchidae familyasına dahildir. Üstte 4 altta 6 sıra kesici (canine) dişlere sahiptir. Gövdeleri mekik biçimindedir hidrodinamiktir ve bu sayede iyi yüzücülerdir.Bu özelliği sayesinde sınıflandırmada pleurotremata ordosunda yer alır. Gözün arka tarafında ilk solungaç yarığının körelmesiyle oluşan spirakulum denilen küçük bir delik vardır ve bu delik oksijen difüzyonuna yardımcı olur. Kuyruğu heteroserk yapıdadır bu özelliği kuruğun üst lobunun alt lobundan uzun olması anlamına gelir. Yaşayan köpek balıklarının en ilkelidir ve jura devrinden kalma fosillerle birçok benzerlik sergilerler. Genellikle balıklar, kalamar crustacea ve bazı balıklar ile beslenirler. İnsanlar için henüz tehlikeli olabildiğine dair bir kayıt bulunamamıştır. Ovovivipar üreme gösterirler, bir üreme sezonunda 20-50 arası embriyo meydana getirebilirler. Yavrularının boyları 60–70 cm'dir. Gençleri kıyıya yakın ergin olanları derinlerdedir. Gündüzleri deniz tabanında dinlenip geceleri avlanırlar. Bentopelajik ya da mezopelajiktirler, 70-2000 metre arası derinliklerde dağılım gösterirler. Geceleri yüzeyde de bulunurlar (epipelajik). Eti insanlar için zehirlidir. Türkiye sularında ve atlas okyanusunda mevcuttur.Türkiye'de Karadeniz, Marmara denizi, Ege ve Akdeniz'de sıkça rastlanır.Troll İle avlanması sonucu derinde yaşıyan bu köpekbalığı türü avlanmaktadır.
Kopepod Arthropoda Şubesine ait Crustacea altşubesi içerisinde yer alan Maxillopoda sınıfının altı altsınıfından biri olan Copepoda, ismini yüzme bacaklarının morfolojik özelliklerine dayanarak Yunanca “kope” (kürek) ve “podos” (ayak) kelimelerinin birleşiminden almıştır. Kopepodlar oldukça eski evrimsel tarihe sahip olan eklembacaklılardır. Vücutlarının oldukça küçük ve dayanıksız olmaları nedeniyle fosilleşmeleri oldukça zordur. Güney İngiltere’deki neolitik kazı alanında harpaktikoid bir kopepod olan "Enhydrosoma garienis" ’in bir erkek bireyi tanımlanmıştır; bu birey fosilden daha çok kurumuş durumda olup rehidrasyon işlemi ile incelenebilir duruma getirilip teşhis edilmiitir. Kopepodlara ait ilk gerçek fosil kayıtları Palmer tarafından Kuzey ve Güney Amerika’da Miyosen ve Pleistosen döneminden kalma bor mineralleri içerisinde bulunan bireylerden elde edilmiştir .Bu bireylerden bir tanesi "Cletocamptus Schmankewitsch",cinsi olarak tanımlanırken diğeri takım seviyesine kadar teşhis edilebilmiştir.En dikkat çekici fosil kopepod hiç şüphesiz "Kabatarina pattersoni" dir. Brezilya’da Alt Kretase’ye ait kalker kayaçlarda bulunan bu tür parazitik olup yine fosil tür olan "Cladocyclus gardneri" ,solungaçlarında tespit edilmiştir. Bu veriler kopepodlar'ın fosil kayıtlarının günümüzden 110-120 MY öncesine kadar geri çekilmesini sağlamıştır.Çok uzun evrimsel tarihleri boyunca kopepodlar denizler, yeraltı suları, sürekli ve geçici tatlı ve acı sular ile nemli karasal habitatları da içeren tüm sucul biyotoplarda başarılı bir şekilde kolonize olmuşlardır. Antarktik göllerin donmuş yüzeyleri altında ve Nepal Dağları’nda 5540 m yükseklikte dahi bulunmuşlardır. Bununla birlikte kopepodların yaşam alanları içine tatlısu ve denizel sedimentler, yeraltı suları, bataklıkların yanı sıra ağaç kovuklarındaki su birikintileri ve hatta atık araba tekerlekleri ve bromeliadların yaprakları arasında biriken su ortamları gibi kriptik habitatlar da bulunmaktadır. Ayrıca, serbest yaşayan siklopoid ve harpaktikoid kopepodlar orman tabanındaki nemli çürümüş bölge faunasının da önemli bileşenleridir. Derin hidrotermal kaynaklardan tespit edilen omurgasızların en baskın ve zengin grubunu da kopepodlar oluşturmaktadır Sadece bu ortamda yaşayan bir familya olan Dirivultidae 13 cinse dahil 52 tür içermektedir. Kopepodların günümüzde 10000’e yakın türü bilinmektedir fakat çalışmaların devamı ile birlikte Siphonostomatoida, Poecilostomatoida ve Harpacticoida gibi takımların gerçek çeşitlilikleri ortaya çıkarıldıkça tür sayısının bulunduğumuz yüzyıl ortasına kadar iki katına çıkabileceği tahmin edilmektedir.
Çipura Klimatik yapıdan çipura balığına tüm Akdeniz’de rastlanmakla birlikte doğu ve güney doğu Akdeniz ülkelerinde, Kanarya Adaları'nda, İngiltere kıyılarında, Verde Burnu’nda ve nadir olarak Karadeniz kıyılarında rastlanır. Genellikle tropikal, subtropikal ve ılıman kuşaklarda yayılım gösteren çipura deniz fenogramlarının bulunduğu kumlu–çamurlu ve çamurlu ortamlarda yaşamını sürdürür. Bunun yanı sıra nehir ağızlarına ve lagüner bölgelere de girer. Türkiye'de daha çok güney sahilleri ve Ege kıyılarında yayılım gösterir. 30-50 gram olanları ince lidaki, 100 gram olanları lidaki, 100-180 gram olanları kaba lidaki, 200 gram ve üzeri ağırlıkta olanları da çipura olarak adlandırılır. 0-3 yaş arası çipuraların mide içerikleri incelendiğinde bu türün karnivor bir form olduğu ve özellikle ergin bireylerin Crustacea ve Mollusca familyasına ait türlerle beslendiği ortaya çıkmıştır. Sırt yüksekliği fazla olup lateralden yassılaşmış simetrik bir yapıya sahiptir. Baş iri, burun küt ve ağız terminal konumlu olup düzdür. Alt çenede dişler önde 4 adet kanin, arkada 4 sıra molar, üst çenede ön tarafta 4 adet kanin, arkada ise 3 sıra molar şeklindedir. Üst dudak, alt dudağa oranla daha kalın olup gözün başladığı noktanın paralelinde biter. Gözler orta derecede gelişmiştir. Göz çukuru önündeki mesafe, göz çapından en az iki kat daha uzundur. Gözler arasında V şeklinde yıldızsı bir bant vardır. Kuvvetli çenesiyle küçük kabukluları, balıkları ve diğer hayvanları kolayca yiyen etçil bir balıktır. Yaz aylarında sığlarda, kış aylarında da 30–40 m. derinliklerde yaşar. İki yaşın üzerindekiler daha da derinlere iner. Cinsel olgunluğa erişme yaşı 2 'dir. Bu dönemde balıkların genel olarak erkek oldukları gözlenir. 3 ve 4. yaştan itibaren balıklarda dişiliğe dönüşüm olduğu görülür (Protandrik hermafroditizm). Ortam koşullarına bağlı olarak balıkların cinsiyet değiştirmesi her zaman az da olsa mümkün olduğu bildirilmektedir. Çipura balıkları son 20-25 yılda ilgi çeken ve yetiştirmeye alınan bir tür olduğundan türün her an cinsiyet değiştirebildiği zaman zaman gözlenebilmekte ise de doğadan yakalanan yaşlı balıkların önemli bölümünün dişi olması ve iki yaşlı balıklarda erkek bireylerin çok yüksek oranda olması, bu türde balıkların 2. yaştan sonra çoğunlukla dişi olduklarını göstermektedir. zamanları Ekim – Aralık aylarında olur ve 100–150.000 yumurta dökerler. Eti az kılçıklı, sert, beyaz ve çok lezzetlidir. Izgarada pişirilmesi tercih edilir. Ayrıca üretim kültürüne uygunluğu nedeniyle ekonomik değeri çok yüksektir. Çipura balığı günümüzde Türkiye'de, Yunanistan'da, İsrail'de ve İspanya'da başarılı olarak üretilir. Yıllar boyunca yapılan kontrolsuz avlanmalar sonucu denizlerde sayısı cok azalmış ancak balık çiftliklerinde yetiştirilmektedir, balık çiftliklerinde yetiştirilen balıkların boyutu daha büyük ama eti daha az lezzetlidir.