Top 10 similar words or synonyms for bacaların

veziküllerin    0.678130

tüplerin    0.674088

patojenlerin    0.668473

tozların    0.663513

keseciklerin    0.656105

tortuların    0.652922

urların    0.651235

tuzların    0.650491

döllenmeyi    0.647413

birikmesiyle    0.644709

Top 30 analogous words or synonyms for bacaların

Article Example
Yatağan Termik Santrali Kamu tarafından işletilen santral 2014 sonunda özelleştirilmiştir. Özelleştirmeye karşı işçiler uzun süre direnmiş, grev ve gösteriler gerçekleştirildi. Bacaların arızalandığı durumunda Yatağan'da hava kirliliği had safhaya ulaşmıştır. Santral kirliliğin arttığı zamanlarda kapatıldı.
Leylekgiller Leylekler çatılara özellikle de bacaların tepesine yuva yaparlar. Bazı ülkelerde insanlar uğur getirdiğine inandıklarından leylekleri çekmek için damlarına kazıklar üzerine tekerlekler koyarlar. Leylek çiftleri çalı çırpı ve topraktan yaptıkları tepsi biçimindeki yuvalarını otla döşerler. Yuva her yıl yeni eklemeler yapıldığından çok büyür.
Elektrik üretme Termik santralların ürettiği ısının bir bölümü çevreye atılır. Soğutma suyunun sağlandığı kıyı ve ırmak suları birkaç derece ısınır. Kömürün yanmasıyla oluşan küllerin bir bölümü bacaların elektrostatik filtrelerinden dışarı sızar. Ve nihayet, bütün fosil yakıtlar azot ve kükürt içerir ve bu maddeler yanma sonrasında oksitler halinde atmosfere karışır. Çevre uzmanlarına göre gaz atıklar, ormanlar için son derece zararlı olan asit yağmurlarının en önemli nedenidir.
Kimberlit Kimberlitler, tipik olarak dondurma külahı şeklinde olup derinlere gidildikçe daralırlar. Derinlikleri 150 ve 450 km arasında değişir. Bilinen en büyük kimberlit bacası oluşumunun çapı 1 km’den azdır. Bu bacaların jeolojik yaşları da farklılıklar göstermektedir. Örneğin; Güney Afrika’daki bacalar Prekambriyen, Avustralya’dakiler Oligosen, Brezilya’dakiler Mezozoyik ve Rusya’dakiler Permiyen döneminde oluşmuşlardır.
Hidrotermal baca Bu hidrotermal bacaların iç kısımlarında sıcaklık ortalama 350-400 °C arasındadır. Ağız kısımlarında ise ortalama 150 °C dolaylarındadır. Normalde 100 °C de kaynayan su, derinliğin sebep olduğu basınç yüzünden bu kadar yüksek sıcaklıkta bile kaynayamaz. 20 metreyi bulan bacalar var. Yukarı doğru çıktıkça daha çok çözünüyor bu nedenle de hortum gibi bir görüntüsü oluyor. Siyah ve beyaz dumanlı olarak ikiye ayrılıyorlar. Siyah dumanlı olanların içinde yüksek miktarda sülfid veya sülfür mineralleri var. Siyah renkte olmasının nedeni çözülmüş maddelerin çökmüş küçük zengin metal parçalar. Onların yoğunlaşmasıyla da duman oluşuyor. Siyah duman rengine sahip olan bacaların oluşturduğu rüzgarlar en az 300 derecedir. Beyaz renk dumana sahip olanların da baryum, kalsiyum, silikon gibi açık renkli minerallerin bulunması. Beyaz renk dumana sahip olanların siyah dumana sahip olanlara göre daha düşük bir derecesi vardır. Duman çıkmasının nedeni sıcaklık farkıdır. Su sıcaklığı 2 derece iken bacanın içindeki sıcaklık 350 derece civarındadır. Ayrıca asit,oksijen çabuk değişime uğraması da duman oluşumuna ortam hazırlar.
Oliver Twist Baca temizleyici (Küçük çocukların bacaların içine sarkıtıldığı ve genellikle zehirlenerek öldüğü tehlikeli bir iş) olmaktan son anda kurtulan Oliver, her gün yemek yiyen diğer arkadaşlarının gözü önünde fırçalanarak dövülerek diğer arkadaşlarına akıllı durmaları için gözlerini korkutmuştur. Neyse ki cenaze levazımatçısı Mr. Sowerberry’nin yanına çırak olarak verilir. Bir başka çırak olan Noah Claypole tarafından ölmüş olan annesiyle ilgili olarak kışkırtılır ve kavgaya tahrik edilir. Haksız yere dövülür ancak kaçmayı başarır ve Londra’nın yolunu tutar.
Kompost Proje çalışmaları başladığında, Kaliforniya Üniversitesi, bu evsel atıkların toplanması için yine kamyonlarla taşıma yapılacağı, bunun da yine mazot, yağ, lastik vs. kullanımı ile emisyon oranlarının arttıracağını, yine fabrikalar kurulacağını, bacaların tüteceğini ve nihayetinde üretilen gübrenin tekrar aynı evlere geri satılmak için kamyonlara yükleneceğini, dağıtım şirketleri, pazarlama çalışmaları, istihdam gibi kalemlerle, Evsel Atıkların evlerden toplanıp tekrar tüketiciye ulaştırılmasında bu döngü çalıştırıldığında, projenin çevreye yarardan çok zarar getireceğini raporladı.
Yaşamın evrimsel tarihi 1997’de başlatılan bir dizi deneyler, karbonmonoksit ve hidrojen sülfür gibi inorganik maddelerden proteinlerin oluşması sırasındaki erken evrelerin, demir disülfür ve nikel sülfürün katalizörlüğünde oluşabileceğini göstermiştir. Gerçi bu işlemin bir adımı, 250 °C (482 °F) bir sıcaklığa ve yer altında 7 km. derinlikteki eşdeğer bir basınca ihtiyaç duysa da, birçok adımları yaklaşık 100 °C (212 °F) sıcaklığa ve daha ılımlı bir basınca ihtiyaç duyar. Bundan nedenle, kendi devamını sağlayan protein sentezlerinin hidrotermal bacaların yakınlarında meydana gelmiş olduğu öne sürülmektedir.
GFAJ-1 GFAJ-1, çok az veya hiç fosfor bulunmayan ortamlarda yaşamını sürdürebildiği bilinen ilk canlı formu olmuştur. Bu mikroorganizmanın keşfi, astorbiyoloji alanında yeni çıkarımları da beraberinde getirmiştir. Fosforun bulunmadığı ortamlarda da yaşamın filizlenebileceğini göstermiş, dolayısıyla da Dünya dışında yaşam bulma şansımızı arttırmıştır. Ayrıca, canlılar arasında fosfor yerine arsenik kullanımının, Hayat kadar eski olabileceği ve Dünya'nın ilk zamanlarında arsenikçe zengin hidrotermal bacaların çevresinde gelişmiş olabileceği tahminleri de tartışılmaya başlanmıştır.
Hidrotermal baca Bu ortamda konunun başında bahsettiğimiz beslenme piramidinin en altında kemosentetik bakteriler bulunur. Bunlar bacalardan sıcak suyla fışkıran karbondioksit ve hidrojen sülfür elementiyle beslenirler. Kemosentez, bakterilere enerji sağlayan ve kimyasallara dayanan reaksiyonun adıdır. Diğer canlılar da bu bakterileri yiyerek enerji elde ederler. Bu keşfin ardından birçok bilim kuruluşu harekete geçerek yaşamın kökenini buralarda daha çok aramaya başlamışlardı. Bugün aralarında NASA, ESA, Harvard, Cambridge, Oxford, Science gibi birçok saygın üniversite ve bilim kuruluşu yaşamın bu hidrotermal bacalar etrafında başladığını düşünmektedir. Hatta NASA, bu hidrotermal bacaların evrende herhangi bir yıldızın çevresinde dönen gezegende ya da uydu üzerinde de oluşmuşsa hayatın orada da başlamış olabileceğini vurgulamaktadır.